Hayatının ilk yıllarında Hz. Peygamber’e biat etmiş, onun yanında savaşlara katılmış; daha sonra Hz. Ali’nin yanında yer almış, İmam Hasan ve İmam Hüseyin dönemlerini yaşamış, Kerbelâ’dan sonra İmam Hüseyin’in kabrini ziyaret etmiş ve nihayet Hz. Peygamber’in selamını İmam Muhammed Bâkır’a ulaştırmıştır.
Kaynaklarda doksan yılı aşan bir ömür sürdüğü ve hicrî 78 yılında Medine’de vefat ettiği bildirilmektedir (el-A‘lâm, c. 2, s. 104; Şeyh Tûsî, Ricâlü’t-Tûsî, s. 12).
Sonuç
Cabir b. Abdullah Ensârî’nin hayatı, İslam tarihinin farklı dönemlerini birbirine bağlayan dikkat çekici bir çizgi meydana getirmektedir.
O, genç yaşta Akabe’de Resulullah’a biat eden bir Müslüman; Hz. Peygamber’in yanında cihat eden bir sahabe; hadis ve ilim meclisleri kuran bir ravi; Hz. Ali’nin velayetini açıkça savunan bir Ehl-i Beyt dostu; on iki imamın isimlerini Resulullah’tan nakleden bir hadis aktarıcısı; Hz. Peygamber’in selamını İmam Bâkır’a ulaştıran bir emanetçi ve nihayet İmam Hüseyin’in şehadetinden sonra Kerbelâ’ya giderek onun kabrini ziyaret eden Erbain yolunun öncülerinden biridir.
Cabir’in şahsiyetinin merkezinde vefa bulunmaktadır: Resulullah’a vefa, Ali’ye vefa, Ehl-i Beyt’e vefa ve Kerbelâ’dan sonra Hüseyin’e vefa.
Bu sebeple Cabir’in Kerbelâ’da söylediği şu düşünce onun bütün hayatını özetleyen bir ilkeye dönüşmektedir:
İnsan hak yolunun bütün imtihanlarına fiilen yetişemeyebilir; fakat sevgisi, niyeti ve tercihiyle hak ehlinin safında yer alabilir.
Cabir, uzun ömrünü tam da böyle bir sadakat çizgisi üzerinde tamamlamış ve Ehl-i Beyt tarihinin unutulmaz şahsiyetlerinden biri olmuştur.
Başlıca Kaynaklar
- Keşşî, İhtiyâru Ma‘rifeti’r-Ricâl.
- Şeyh Müfid, el-İrşâd.
- Şeyh Sadûk, Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me.
- Şeyh Sadûk, Uyûn-u Ahbâri’r-Rızâ.
- Şeyh Sadûk, İlelü’ş-Şerâi‘.
- Allâme Meclisî, Bihârü’l-Envâr.
- Feyz-i Kâşânî, Tefsîr-i Sâfî.
- Seyyid Muhsin Emîn, A‘yânü’ş-Şîa.
- Şeyh Tûsî, Ricâlü’t-Tûsî.
- Üsdü’l-Gâbe fî Ma‘rifeti’s-Sahâbe.
- el-İsâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe.
- Zerkelî, el-A‘lâm.