İmam Hüseyin'i terk ettiler; çünkü onlar sadece İmam'ı seviyorlardı ve bu gibi hassas anlarda sadece sevgi yeterli değildir. İnsan sevgisi uğruna ölmez, insan sadece aşkı için ölür. İmam Hüseyin'i terk etmeyenler, İmam'a aşık olan kimselerdi. Onların Kerbela'da kalarak, hak imamın safında yer almalarını sağlayan en büyük neden aşklarıydı ve bu aşkları onları Bedir şehitlerinden bile daha üstün makama ulaştırdı. Yarın Hz. Mehdi geldiği zaman da onun safında yer alacak olanlar, onun mücadelesine katılacaklar ve bu uğurda canlarını ortaya koyacaklar yine aşık olan kimselerdir.
Lakin unutmayalım ki, Hüseyin aşkı; edebiyat değil, itaat, feragat ve istikamettir. Hüseyin'e aşık olmak, tam anlamıyla ona teslim olmak demektir; sevgiliye sadakattir. Hüseynî aşk; sözde değil insanın özünde olmalıdır, insanın özünde olması için insan özünden geçmelidir. Yani benliği bir kenara bırakarak sadece imamı görmeli, onun için var olmalı ve tevazu, huşu, huzu ile benliğinden, gururundan, kibrinden sıyrılmalıdır.
Evet, Hüseyin aşkı gözyaşı ister. Hüseyin aşkı emek ister. Hüseyin aşkı kan ister.
"Ben gözyaşı ölüsüyüm, hiçbir mümin bana ağlamaksızın beni hatırlayamaz." Onun mateminde pınarlar gibi gözden yaş akıtmalı, hüzünlenmeli ve en sevileni kaybetmenin acısıyla insan kavrulmalı. Ancak gözden akan yaşlar ile Hüseynî sevgi kalbe yerleşir, kalpte filizlenir ve sonra emekte kendini gösterir. Hüseynî aşkın şartı olan emek ise, onun mesajını ve kıyamını dünyanın dört bir köşesine yaymaktır.
Bu uğurda kanlarını verecek olanlar, bu sevda yolunda "en sevgili" gibi parçalanmayı göze alacak olanlar, yalnızca gözlerinin yaşını döküp alınlarının terini akıtanlardır. Hüseyin için ağlamayan, alnının terini buram buram akıtmayan nasıl olurda er meydanında canını ortaya koyabilir? Böyle kimselerin Tasua gecesinin karanlığında İmam'ını yalnız bırakıp gidecekleri kesindir. Yarın Yusuf-u Zehra'yı da yalnız bırakacak olanlar bu gibi kimselerdir. Yalnız bırakmayacak olanlar ise, Kevser suyu misali, ab-ı hayattan bile daha kıymetli; gözlerinin yaşını ve alınlarının terini akıtan kimselerdir.
Biz ne kadar masumlarımızın başına gelenler için hüzünlenip ağlarsak, bu dertle dertlenirsek ve onların yolu uğrunda alnımızın terini akıtırsak ya da bu yolda çalışma azmi içinde olursak, ancak o zaman Mehdi ordusunda ön safta yer alabiliriz. Ancak o zaman dünya ve ahiret saadetine ulaşa biliriz ve ancak o zaman ölüm anında Rabbimizin: "şimdi senden razı oldum" nidasıyla karşılana biliriz.