Kuran-Ehlibeyt

Unvan-ı Basri Hadisi

13 February 2026 10 dk okuma 2 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 2

Unvan-ı Basri Hadisi

Unvan-i Basri 94 yaşında yaşlı bir adamdı. Kendisi şöyle anlatıyor:

`Ben yıllarca Malik b. Enes’in derslerine katıldım ama Cafer Sadık (a.s) Medine’ye gelince onun derslerine katıldım. Malik’ten istifade ettiğim gibi ondan da istifade etmek istedim. Bana şöyle buyurdu:

`Ben hükümetin denetimi ve gözetimi altında bulunan biriyim, takip edilmekteyim. Buna ilave olarak benim gece ve gündüzün belirli saatlerinde virdlerim ve zikirlerim vardır ki onlarla meşgul oluyorum. Benim virdlerime ve zikirlerime mani olma, istediğin ilimleri de Malik’ten öğren! Eskiden onun yanına gidip ilim öğrendiğin gibi şimdi de onun yanına git, ilim öğren!`

 Kendine Suizan

Bu duruma üzüldüm ve oradan dışarı çıktım. Kendi kendime `Eğer o bende birazcık hayır görseydi kesinlikle huzuruna varıp ilminden istifade etmeme izin verirdi` dedim.

Tevesül ve Dua

Kısacası bu düşüncelerle üzgün bir halde Mescidi Nebevi''ye girdim ve Allah Resulü''ne (s.a.a) selam verdim. Ertesi gün tekrar Ravza''ya gittim ve orada iki rekât namaz kıldım ve şöyle arz ettim: `Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ben, senden Cafer b. Sadık''ın (a.s) kalbini bana karşı şefkatli kılmanı istiyorum. Onun kalbi teveccühünü bana yönelt ve ilminden birazını bana rızık olarak ihsan et! Böylece ondan öğrendiğim ilimle sırat-i müstakim ve hak yol çizgisinde hareket edeyim!` Kırık bir kalp ve hüzünlü halimle evime döndüm.

Azim ve İrade

Kalbim Cafer b. Sadık''ın (a.s) sevgisiyle dolup taştığı için artık bir daha Malik b. Enes''in yanına da gitmedim. Tamamen kabuğuma çekildim, artık sadece namaz için evimden dışarı çıkıyordum. Ama sabrım iyice tükenmişti. İkindi namazımı kıldım. Sabırsız ve sıkıntılı bir halde ayakkabılarımı giydim, abamı omzuma attım ve Cafer b. Sadık''ı (a.s) ziyaret etmeğe gittim. Cafer b. Sadık''ın (a.s) evine vardığımda hazreti ziyaret etmek için kapıyı çaldım. Yardımcılarından biri kapıyı açarak isteğimi sordu. Ona: `Şerif’e (imama) selam vermek (görüşmek) istiyorum` dedim. O da bana: `O namaz yerinde ibadetle meşguldür` dedi. Bu cevap üzerine ben kapısının önünde yere oturdum ve beklemeye başladım. Çok kısa bir süre beklemiştim ki birden yardımcısı dışarı çıkarak `Allah''ın bereketiyle içeri gel` dedi. Davet üzerine içeri girdim ve ona selam verdim. İmam (a.s), selamımın cevabını verdi ve bana:

`Otur, Allah seni bağışlasın` buyurdu. Onun isteği üzerine oturdum. İmam Sadık (a.s) başını öne eğdi ve bir müddet düşünceye daldı. Sonra kafasını kaldırdı ve bana: `Künyen nedir?` diye sordu. `Eba Abdullah` (Allah''ın kulunun babası) dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: `Allah künyeni sabit kılsın ve seni muvaffak etsin ey Eba Abdullah! Şimdi söyle, ne istiyorsun?` Bu sırada ben kendi kendime `Bu ziyaretimden, verdiğim selam ve onun hakkımda ettiği hayır duadan başka hiçbir şey elde edemezsem bile bu benim için büyük bir ödüldür` dedim.

İmam kafasını kaldırdı ve `Ne istiyorsun?` diye sordu. Arz ettim: `Allah''tan istedim ki kalbinizi bana yönlendirsin ve ilminizden bana rızık olarak ikram etsin! Allah''tan ümit ediyorum ki Şerif (İmam) hakkında istediğim bana verilir.`

İlim

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

`Ey Eba Abdullah! İlim öğrenmekle elde edilmez, ilim bir nurdur ve Allah onu ancak hidayet etmek istediği kulunun kalbine yerleştirir. O halde eğer ilim istiyor isen:

1-      İlk aşamada kendi nefsinde kulluğun hakikatini talep etmelisin;

2-      İlme amel etmek için onu elde etmelisin;

3-      Sonra Allah’tan onu idrak etmeyi istemelisin ki Allah sana (ilmi) idrak etme kabiliyetini nasip etsin!`

(İlim + Amel+ Dua)

Arz ettim: `Ey Şerif! `O, şöyle buyurdu: `Bana Eba Abdullah diye bilirsin`. Arz ettim: `Ey Eba Abdullah! Kulluğun hakikati nedir?`

Kulluğun Hakikati

Buyurdu: Kulluğun hakikati üç şeydir:

1-      (Herşeyin sahibi Allah''tır): Kul, Allah’ın kendisine verdiği şeyler hakkında, kendisi için bir sahiplik ve mülkiyet hakkı görmemelidir. Çünkü kullar mülkün (gerçek) sahipleri değildirler, herşey Allah''ındır ve mülklerin hakiki maliki (sahibi) olarak görürler ve onları (malları) Allah’ın kendilerine bırakılmasını emrettiği yere bırakırlar.

2-      (Sadece Ona tevekkül etmeli): Kul, kendisi için tedbir düşüncesi içinde olmamalıdır.

Önceki Sayfa 1 2 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar