کاروان رفت و تو در خواب و بیابان در پیش
کی روی؟ ره زکه پرسی؟ چه کنی؟ چون باشی؟
Gitti kervan amma sen uykuda, önünde çöl,
Ne zaman gider, kime sorar, ne eder, nasıl olursun?[10]-[11]
Nihayetinde 18 Muharrem 1402 (15 Kasım 1981) tarihinin sabah vaktinde bu yüce ve asil ruhlu âlim Hakk''a yürüdü ve ebedî istirahatgâhına doğru yola koyuldu. O dönemin bu emsalsiz şahsiyetinin mukaddes naaşı öğrencilerin, talebelerin ve iman edenlerin acıları arasında ve Ayetullah el-Uzma Hacı Seyyid Muhammed Rızâ Gûlpeygânî’nin kıldırdığı cenaze namazını ile Hazret-i Fatıma Masume’nin kabri civarına defnedildi.
“Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün.”[12]
[1] Merhum Allâme Tabâtabâî’nin kaleme aldığı kendi özgeçmişinden
[2] ‘Üstad Allâme Tabâtabâî’nin Kendi Kaleminden Hayatı’, Cumhuri-yi İslâmî Gazetesi, Yıl 3, 16 Kasım 1981, s.10
[3] ‘Allâme Seyyid Hüseyin Tabâtabâî, İran Topraklarının Gururu’, c.9, Tahran Belediyesi Kültür ve Sanat Organizasyonu Eğitim Merkezi, İlk baskı, 2006
[4] Seyyid Hâdi Hûsreşâhî’nin çabalarıyla Allâme Tabâtabâî’nin İslâmî çalışmalarının incelenmesi
[5] Devlet Abâdî, Azerbaycan Şüerâsı (Ketrân Tebrizî’den Şehriyar’a) c.1, s.518
[6] Bahâuddîn Hûrremşâhî, Kur’an Ansiklopedisi c.2, s.1401
[7] Mühendis Abdulbakî Tabâtabâî, Allâme Tabâtabâî’nin Hayatı ve Çalışmaları (1991 Bahar) s.12
[8] Seyyid Hâdi Hûsreşâhî, Allame Tabâtabâî’nin İslâmî Çalışmalarının İncelenmesi, c.1, s.18-24
[9] Şehit Mutahharî Külliyatı, c.25, s.429
[10] Divân-ı Hâfız, 458. gazel
[11] Kervan göçüp gitti; sen uykudasın, önünde upuzun çöl; Nasıl gidersin? Kime yol sorarsın? Ne yaparsın? Ne olursun?!
“Bu beyitte birinci soruya cevap verilemez, ikinci soruya Ehl-i Beyt diyebilmek gerek. Üçüncüsüne salih amel diyebiliriz, dördüncüsünün de cevabını bilemeyiz” Prof. Dr. Hüseyin Hatemî
[12] Meryem / 15

