İlk oturumun ikinci bölümünde yer alan Ehli Beyt alimi Yusuf Töre ise İslam açısından ahlakın temel hedefinin kötü huyların giderilip iyi huyların yerleşmesi yönünde bir değişim olduğunu, Kur’an’ın ahlaktan bahsederken onu hep iyi hasletlere işaretle sunduğunu söyledi.
Töre, ahlak bahsinde nihai hedefin marifetullah olduğuna işaret ederek, bir insanın güzel ahlaklı olmasının orta düzeyli hedef olduğunu, bu noktadan sonrasının gerçek anlamıyla kulluğun başladığı nokta sayıldığını, Allame Tabatabai’nin insan nefsinin çamurdan arınmasıyla gerçek kulluk aşamasına geçtiğini düşündüğünü ifade etti.
İlk oturumun ikinci bölümünden sonra yirmi dakikalık bir ara verildi.
İlk oturumun üçüncü bölümünde sırasıyla Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Çevik ile el-Mustafa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyyid Ahmed Gaffari sunum yaptılar.
Prof. Dr. Mustafa Çevik günümüzde Müslüman dünyanın temel sorunlarından birinin kişi, toplum ve devlet arasındaki ilişkilerde görünen karmaşa olduğunu, bu ilişkilerin felsefi dayanaklarına dair düşüncelerdeki belirsizliği dile getirerek, yapay zeka, özgürlük, biyoteknoljiler gibi hususların geleceği şekillendirme açısından önemi ve problemli alanları işaret etti.
Çevik’in sunumu meselenin teorik temellerine yoğunlaşmış, kavramların açıklanması ve ilişkilerin belirlenmesine tahsis edilmişti.
İlk oturumun son sunumunu yapan Prof. Dr. Seyyid Ahmed Gaffârî günümüzde ortaya çıkan iki akımı ele aldı. Bunlar Mısır’da ortaya çıkan Neo-Mutezile ile Suudi Arabistan’da görülen Neo-Selefilik idi.
Gaffârî, Müslümanların uzun bir zamandan bu yana “Müslümanlar niçin geri kaldılar?” sorusuna cevap bulmak için gayret sarf ettiklerini, bu soruya verilen cevapların farklı bakış açılarını yansıttığını ve aklı öne çıkarmaktan, selefin harfiyen takip edilmesine kadar bir yelpaze sergilediğini ifade etti.
Konferansın ilk oturumu bu suretle sona erdi.
11 Mart Cumartesi günü sabah 10’da başlayan Konferansın 2. oturumunda yine alanında uzman düşünür ve alimlerin konuşmaları oldu:
2. Oturum:
Bu oturumun ilk bölüm konuşmacıları Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Çınar ve Ehlibeyt Alimleri Derneği Başkanı Sayın Kadir Akaras idi.
Prof. Dr. Mahmut Çınar konuşmasında şunları söyledi: “Kur’ân’da siyaset, bağımsız bir konu olarak ele alınmamaktadır. Şu var ki bir hidayet kitabı olan Kur’ân, insan hayatını ilgilendiren her konuda yol gösterdiği gibi, siyasi konularda da temel prensiplere dikkat çekmiş, bu prensiplere bağlı kalmak kaydıyla, işin icra safhasını yine insanın kendisine bırakmıştır. Bu durum, Kur’ân’ın evrensel bir metin olması, insanlığın ise siyasi, coğrafi ve medeni gibi koşullara bağlı olarak değişken olmasından kaynaklanmaktadır.”
Sayın Çınar’ın ardından söz alan Ehlader Başkanı Kadir Akaras ise şu önemli noktalara değindi.
“Siyaset, sosyo-politik ve siyasî kanunlar Kur'an ve hadislerde doğrudan zikredilen konular arasındadır.
Kuran-ı Kerim'de siyasî meselelerle ilgili ayetler hükümet, ekonomi, askerî gibi farklı alanlarda zikredilmiştir. Sonucu, siyasî ilkelerin kendi alanında ele alınıp toplumun doğru ve rasyonel yönetimi sağlanması içindir. Kur’an’ın siyasî temellerinin incelenmesi İslam’ın yüce yasaları iç ve dış ilişkilerin temeli olduğu esası üzere toplumu doğru ve mantıklı yönetmek için önem arz etmektedir. Aslında temel amaç, peygamberlerin amaçlarına uygun olarak insanı ve toplumu maddî ve manevî en yüksek mertebelere ulaştırmaya çalışmaktır.