Akademi

Kur’an-ı Kerim Açısından Güncel Mes’eleler ve Çözümler Konferansı

01 August 2025 13 dk okuma 3 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 3

Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilciliği tarafından düzenlenen konferans, 10-11 Mart tarihlerinde Cuma ve Cumartesi günleri İstanbul’da yapıldı.

Konferans Cuma namazının akabinde, Eresin Hotels Topkapı konferans salonunda icra edildi. Konferans Türkçe ve Farsça icra edildiğinden, sunumlar simultane olarak her iki dile de tercüme edilmekteydi. Yine konferans süreci üç ayrı kamera ile kayda alındı ve el-Mustafa Kur’an TV’nin Youtube kanalından yayınlandı.

Oturumların moderatörlüğünü değerli Ehli Beyt alimi Yusuf Tazegün icra etti. Muhammed Karaduman hocanın Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından açılış konuşmasını yapan el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilcisi Sayın Dr. Seyyid Vahid Kaşanî, ilk olarak yaşanan deprem felaketinden dolayı üzüntülerini dile getirdi. Ardından şimdiye kadar farklı konularda 60’a yakın ilmi oturumlar düzenlediklerini ve şimdi bu oturumların bir konferans ile neticelendirildiğini söyledi.

Dr. Seyyid Kaşanî’nin konuşmasının ardından konferans ilmi sunumlarına başlamış oldu.

1. Oturum:

Bu oturum Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü, Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bayram Kanarya ile el-Mustafa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Ali Rızâî İsfahânî’nin sunumları ile başladı. İlk söz Doç. Dr. Bayram Kanarya’daydı.

Doç. Dr. Bayram Kanarya “Kur’an’da İlim ve Bilgi Ahlakı” konusunda yaptığı sunumda öncelikle kavramsal altyapıya dair bilgiler verdi. Bu cümleden olmak üzere, Kur’an’da ilimle ilgili kullanılan kelime ve kavramları işaret ettikten sonra ilimlerin tasnifini açıkladı. Bu noktada nakli ve tecrübi ilimlerin birbiriyle ilişkisine ve ulema kavramının geçmiştekine nazaran daralan bir anlamı ifade ettiğine değinen Kanarya, günümüzde ulema kavramından anlaşılanın sadece nakli ilimlerdeki ihtisas sahibi olan kişilerden ibaret olduğunu belirtti. Bir başka ifadeyle, Kur’an ilimleri olarak da sayılabilecek tefsir, hadis, fıkıh ve bunlara bağlı diğer ilimlere vakıf kişiler alim olarak anılırken, tecrübi ilimlerin uzmanlarının bu sınıftan sayılmamasının anlamda daralmanın bir sonucu olduğunu, bunun ise genel olarak menfi neticeler doğurduğunu dile getirdi.

İlk oturumun ilk bölümünün ikinci sunumunu el-Mustafa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhammed Ali Rızâî İsfahânî yaptı. İsfahânî, Kur’an ve Sünnet’in kaynak oluşunun illetini açıklayarak başladığı sunumunda, bilgiye ulaşma yollarına ve bilimin yönlendirici gücüne işaret etti. Günümüzde Müslümanların Batı dünyası karşısında geri kalmasının sebeplerine değinen İsfahânî, pozitif bilimin insani duygu ve ahlaki yükümlülükten arındırılması halinde kötülüğe kapı aralayabileceğini, bunun en bariz örneğinin atom bombası ile Hiroşima’da katledilen yüz kırk beş bin kişi olduğunu söyledi. İsfahânî, İran İslam Cumhuriyeti’nin de teknik olarak bir atom bombası yapma kapasitesinde olduğunu ancak İnkılab’ın Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî’nin bunu haram kabul ettiğini ve asla cevaz vermediğini dile getirdi ve bu durumun dinin ahlaki boyutunun insan hayatına yön vermesinin bir örneği olduğunu vurguladı. İslam açısından, tecrübi ilimlerdeki gelişme insan hayatı ve onurunu korumaya hizmet etmelidir ve böyle olduğundan anlamlıdır. Bu da manadan ve ahlaktan arındırılmış bir bilimin muteber sayılmaması demektir. Bir başka ifadeyle, ilmi kıymetli kılan ona yüklenen ahlaki mana ve duruştur.

Konferansın ilk oturumun ikinci bölümünde Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Ocak ile Ehli Beyt alimlerinden Yusuf Töre yer aldılar.

Doç. Dr. Hasan Ocak, Müslümanların bugün yüzleşmek zorunda kaldığı meselelerin temelinde ahlaki çöküşün yer aldığını, Kur’an bütünlüğe sahip bir kişilikten bahsetmesine rağmen günümüzde Müslümanların parçalanmış bir kimlikle yaşadıklarını kendi tecrübelerinden de istifade ederek açıkladı.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar